4/8/2008 - Hayatın En Hüzünlü Anı...

Belki de ölümün gizli provasıdır ayrılık... aldığın her nefes yalnızlığın zabtına geçmiştir. Gülümsemelerin solduğu yüz çukurlarından savruluyor aşkın imla hataları; Virgüllerin beli kırılır satır ortalarında, ve noktasız, soru işaretsiz, ve hatta ünlemsiz satır sonları...
Perdelerinden taşınır güneş varlığında konuşmayan duvarlar cümleleri sırtına yüklenip kirpiklerinde oyalanır ayazlar sesini yitirmiş bir rüzgar gibi kalakalırsın mevsimlerin ayak ucunda.
Susmak istersin ya da delice ağlamak ama beceremezsin...
Hayata cezalar kesercesine kelimelerinle yalnızlığın kıyısına kusarsın çığlıklarını gözyaşın akmaz sanırsın oysa iç cebinde biriktirdiklerin ayrılığın tek şahididir. Baktığın her kadın, gideni hatırlatıyorsa takvimlerden hep gidişin tarihi avuçlarında soluyorsa artık yenilmişsindir!
Belki de yaşadıkların acıdır. Ama aşk her acıya göğüs gerip gideni hala sevebilmektir... Aşk; belki de imkansızlığın dudaklarına mıhlanmış tek kelimedir ya da cümlelerin namlusundan yüreğine saplanan kanlı bir gözyaşıdır.
Hala sol yanım kanamakta hala cerahatı bitmemiş bir ayrılığın narkozunda parmak uçlarım ısrarla onun adını yüreğime karalamakta...
Sensiz ölmeyi göze alıp ölemiyorsan uzaklarda senin saçlarına değil de başkasının saçlarında dolaşan ellerini hala özlüyorsan hala sevmektesin.
Yazdığın her kelimeyi ayrılıkla tutuşturup yüreğinde yakıyorsan güneşin perdelerine indiğinde onun sesinin olmadığı yataklardan uyanmak istemiyorsan ve gelmeyeceği bile bile hala deliler gibi seviyorsan bunun adı "Aşk"tır.
Bir zamanlar elele dolaştığınız sokaklarda anıların ve onun kokusunu hala arıyorsan saatlerce aynı şarkıyı dinleyip rüzgarın kovalandığı caddelerde sana arkası dönük olanları "O" zannedip onun olmadığı anladığında yüreğini topuklarında eziyorsan hala seviyorsundur...
" Belki de aşk; ayrılıklara göğüs gerip bir yudum gülüşüyle hiç gitmemecesine yaşabilmektir..."
Sakladığım tüm sevgimi senin için çıkarmıştım sakladığım yerlerden. ve ortaya dökmüştüm. oysa öyle yapmamalıydım. baştan beri biliyordum yaptıklarımı, yaşadıklarımı, hayatımı basitçe anlatmayı,
Derin sandığım duyguların sığlığını, düşündüm sandığım şeylerin mutlaka daha önce düşünülmüşlüğünü, kendimi farklı sandığım tüm diğer insanlarla ne kadar da benzediğimizi,
Sanki tüm beceremediğim şeylerin acısını alıyormuşum gibi. sanki olamadığım şeyleri yüzüme çarpıyor ve oldum sandığım şeylerin aslında bir hiç olduğunu hatırlatıyor gibi.şimdi basitçe anlatmak istemiyorum ama. oysa en basitçe anlatabileceğim şey bu. tek kelimeye bile sığacak kadar basit birşey. ama istemiyorum.halimi karmaşık benzetmelerin içine koyayım da kimse anlamasın istiyorum. ben de anlamayayım bu yaşadığımı. bu yaşadığım gerçek olmasın istiyorum.
Buz Prens...
 
|